Dünya ve üzerindeki canlılar insanoğlundan önce de vardı.
İnsanlık gelişmeye başladıkça gezegenin sunduğu kaynakları diğer canlılardan daha hızlı bir biçimde tüketmeye başladı. Tüketilen kaynaklar geri dönüşümle yerine konamayacak kadar artmaya başladı. Fransız ihtilali sonrasında tarım temelli ekonomik gelir hızla sanayileşmeye başladı. Toprak sahipleri sanayi işletmeleri kurmaya, tarım işçileri fabrikalarda çalışmaya başladı. Ardından II. Dünya Savaşı sonrasında hızlı sanayileşme insanoğlunu daha fazlasını daha kolay bir şekilde elde etmeye ve hızlı tüketime teşvik etti.

Sentetik kimyasallar
Biyolojik Mücadele Sürdürülebilirlik

Gezegenimiz, kendi dengesi içerisinde ekolojik döngüsünü eşsiz bir şekilde sürdürebilmektedir. Ancak insanoğlunun müdahalesi ekolojik dengeyi bozmaktadır. Tarım başta olmak üzere zararlılarla mücadele amacıyla doğada var olmayan sentetik kimyasallar kullanılmaktadır. Kullanılan sentetik kimyasal miktarı her yıl giderek artmaktadır. 2018 yılında Türkiye’de kullanılan pestisit miktarı 60 bin tondur. Kimyasal pestisitler, doğada bozunmadan uzun yıllar boyunca kalabilmektedir. Üstelik canlı bünyesinde de birikim yapmaktadır. Bu sentetik kimyasallar çevre ve insanlık için ciddi sağlık risklerini beraberinde getirmektedir.

Günümüzde barsakların vücudumuzdaki ikinci beyin olduğu kabul görmektedir. Barsak florasının sağlığı, insan sağlığını ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsur olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle gerek ruhsal gerekse fizyolojik sağlığın korunması konusunda tüketilen gıdaların barsak florasına ve insan sağlığına olumsuz etkileri olmaması istenmektedir.

Barsaklar ikinci beynimizdir
Barsaklar ikinci beynimizdir

21. yüzyılda tarımda miktar olarak üretim artmıştır. Bununla birlikte tüketilen gıdalar besleyicilik özellikleri günden güne düşmektedir. Üstelik kullanılan sentetik kimyasal pestisitler tarım ürünlerinde kalıntı bırakmaktadır. Bu durum, gıda ürünlerinin besleyicilikten uzaklaşarak tehdit haline gelmesine neden olmaktadır. Tarladan soframıza kadar bozunmadan kalabilen sentetik kimyasallar önce barsak floramızı bozmaktadır. Ardından insan vücudunda başta kanser olmak üzere pek çok akut ve kronik hastalığa zemin olacak şekilde bağışıklık sistemini bozmaktadır.

Tarımda kullanılan sentetik kimyasallara ek olarak halk sağlığı alanında da sentetik kimyasal pestisit yoğun şekilde tercih edilmektedir. Sıtma, ZİKA, Batı Nil virüsü, sarıhumma, şark çıbanı, gibi birçok bulaşıcı hastalığın temel bulaştırıcı faktörü başta sivrisinek olmak yakarca, kum sineği, gibi larva halindeyken kontrol altında tutulabilecek zararlılardır. Hükümetler ve yerel yönetimler başta sivrisinek olmak üzere hastalık taşıyan vektörlerle mücadele etmek amacıyla çeşitli tedbirler almaktadır.

Türkiye’de sivrisinek mücadelesinde öncelikli mücadele şekli ergin sivrisineklere karşı açık alanda yapılan kimyasal uygulamalardır. Bu uygulamalar pek çok açıdan riskli ve maliyetli uygulamalardır. Sıtma, ZİKA, Batı Nil virüsü gibi bulaşıcı hastalık riskini kontrol altında tutabilmek için sürekli olarak açık alanlarda kullanılan sentetik kimyasallar kanser de dahil olmak üzere pek çok hastalığa neden olmaktadır.

Tüm yaşantımız sentetik kimyasallarla çevrilmiş durumdadır. Tarımda gıdaları, şehirde kendimizi zararlılardan korumak adı altında yavaş yavaş kendimizi zehirlemekteyiz. Kullanılan sentetik kimyasallarla kendimizi zehirlediğimiz gibi çevreye ve geleceğimize de zarar vermekteyiz. Sağlıklı bir yaşam sürmek ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak bizim elimizde. Sentetik kimyasalların satın alma maliyetleri düşük olmakla birlikte kullanım maliyetleri çok pahalı sonuçlar doğurmakta.

Bugün alacağımız verdiğimiz kararlar hem kendimizi hem gelecek nesillerin kaderine yön verecek. Çocuklarımızın, torunlarımızın ve onların torunlarının sağlığı için sürdürülebilir zararlı kontrolü programlarını tercih etmek bizim elimizde.