Halk Sağlığında Vektör Mücadelesinde Sürdürülebilirlik

Bulaşıcı hastalıklar insanlık için ciddi riskler oluşturmaktadır. Birçok salgının nedeni ise böceklerdir. Gelişen teknoloji ile birçok hastalık artık eskisi gibi büyük epidemilere neden olmamaktadır. Ancak günümüzde bile sıtma halen çok ciddi bulaşıcı hastalıklar arasında sayılmaktadır. Dünya sağlık örgütü verilerine göre dünyada her yıl 500 milyon vaka bildirilmektedir. Sıtma nedeniyle 2,7 milyon ölüm bildirilmiştir. Bu ölümlerin 500 bini 5 yaş altı çocuklardır.

Sıtma nedeniyle ölen insanların yaş dağılımı

Bulaşıcı hastalıkların oluşmadan önlenebilmesi için vektör mücadelesi ulusal çapta bir disiplinle yılın 4 mevsimi kesintisiz şekilde yürütülmelidir. Sıtmanın vektörü olan sivrisineklerin kışın kanalizasyon sistemlerinde ürümeye devam ettikleri gösterilmiştir.

Vektör mücadelesinde verilecek bir taviz ciddi epidemilere neden olabilmektedir. Ülkemizde de vektör mücadelesi amacıyla gerekli yasa ve yönetmelikler bulunmakta ve çeşitli önlemler alınmaktadır. Bununla birlikte vektör mücadelesi ile ilgili yapılan uygulamalar genel olarak sentetik kimyasal pestisitleri içermektedir. Bazı yerel yönetimlerin bütçesini kapsayan temel ürünlerse yine tarım alanında olduğu gibi açık alanda ergin mücadelesine yönelik sentetik kimyasallar olmaktadır. Zaman zaman larva mücadelesine yönelik hiçbir ürün alımı yapılmadığı görülmektedir. Larva mücadelesini vektör kontrol programına dâhil edilmediği programların başarısı tartışmaya açık uygulamalardır.

2018-2019 Biyosidal ürün ihale analizi

Biyosidal ürün alım ihalelerinde ürün miktarının belirlenmesi kurumların inisiyatifine bağlı olarak değişmektedir. Kontrol alanındaki toplam alan hektar ya da metre kare cinsinden ifade edilip bu alana tekabül edecek biyosidal miktarına göre fiyat verilebilmektedir. Aynı zamanda kurum ihtiyaç duyduğu biyosisidal ürün miktarını doğrudan belirterek alım yapabilmektedir. Teklif verilen biyosidal ürünlerin içerisindeki aktif madde miktarı ve hedef haşerelere göre kullanılacak ürün miktarı değiştiği için birbiri cinsinden hesaplanması mümkün olmadığı için her iki iki türü ayrı ayrı hesaplanmıştır.

Yukarıdaki infografikte hektar ve litre belirtilen biyosidal ürün kalemlerinin detaylı miktarları ve kendi içindeki oranları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Biyosidal Ürün Grubu

Hektar

Oran

Biyosidal Ürün Grubu

Litre/Kg

Oran

Açık Alan Uçkun Mücadelesi için Biyosidal Ürün

35.976.319

%89,4915

Açık Alan Uçkun Mücadelesi için Biyosidal Ürün

369.870

%44,970

Rezidüel Etkili Biyosidal ürün

2.678.926,8

%6,6639

Kimyasal Larvasit

132.321

%16.088

Kimyasal Larvasit

900.220,8

%2,2393

Rezidüel Etkili Biyosidal ürün

96.089

%11,683

Spinosad

500.844

%1,2459

Spinosad

89.832

%10,922

Biyolojik Larvasit

102.121

%0,2540

Kemirgen Mücadelesi

45.223

% 5,498

Hamamböceği Mücadelesi

40.011,75

%0,0995

Karasinek Yemi

40.553

% 4.931

Karasinek Yemi

1.091,22

%0,0027

Hamamböceği Mücadelesi

21,414

% 2,480

Kemirgen Mücadelesi

1.000

%0,0025

Biyolojik Larvasit

20.440

% 2,480

Aktif madde içermeyen biyosidal ürün (Fiziksel etkili)

310

%0,0008

Aktif madde içermeyen biyosidal ürün (Fiziksel etkili)

6.780

%0,824

2018-2019 yılları arası Türkiye geneli insektisit alım ihaleleri incelendiğinde hektar bazlı alım yapan kurumlarda %98 oranında ergin mücadelesine yönelik açık alan uçkun mücadelesi için biyosidal ürün alındığı biyolojik mücadele için bu oranın %0,25 olduğu görünmektedir. Litre bazlı insektisit alım ihalelerinde ise yaklaşık 370 ton açık alan uçkun mücadelesi için biyosidal ürün alımı yapılırken biyolojik mücadele ürünlerinin 20 ton ile toplam bütçenin yalnızca %2,5’ini alabildiği görünmektedir.

Her iki ihale modelinde de kontrol edilmesi ve ölçümlenmesi neredeyse imkansız olan ergin haşere kontrol yöntemlerine odaklanıldığı görülmektedir. Larva mücadelesi uygulamalarına ergin mücadele yöntemleri kadar geniş verilmemektedir. Her durumda da kimyasal ağırlıklı mücadele yöntemlerine ağırlık verildiği ve biyolojik mücadele uygulamalarının konuya hassasiyet gösteren birkaç yerel yönetim nezdinde sınırlı kaldığı ortaya çıkmaktadır.

Sürdürülebilir bir vektör mücadele programında larva mücadelesine ağırlık verilmesi uygulamanın ne derece başarılı olduğunun ölçülebilmesini sağlar. Larvasit uygulamaları kısıtlı alanda yapılır. Bu sayede kontrolü ve ölçümlenebilmesi kolaydır. Havaya uygulanan ani etkili kimyasallar ise arılar dahil hedef dışı tüm canlılar ve insanlar için ciddi sağlık riskleri oluşturmaktadır. Üstelik bu sentetik kimyasallar petrol türevli pestisitler olduğu için karbon salımını arttırmakta ve küresel ısınmanın etkilerini arttırmaktadır.

Vektör mücadele programları oluşturulurken, sivrisineklerin biyolojik mücadele ürünleri ile kontrolü öncelikli hale getirilmesi vektöre mücadele programının etkinliğini ve güvenliliğini artırılmasına katkı sağlayacaktır.

Sivrisinekleri henüz larva aşamasındayken büyük oranda kontrol altında tutmak mümkündür. Üstelik sivrisineklerle biyolojik mücadele mümkündür. Teknolojinin ilerlemesi ile sivrisinek larva mücadelesi için çeşitli biyopestisitler geliştirilebilmiştir.

Vektör Mücadelesinde Sürdürülebilir Biyolojik Mücadele ile Yüzlerce Çeşit Faydalı Böcek Korundu