Sivrisinek Biyolojik Mücadelesi

Sivrisinek mücadelesinin en etkin yöntemi larva mücadelesidir.

Larva mücadelesinin tek sürdürülebilir yöntemi ise biyolojik larvasit kullanımıdır. Özetle sürdürülebilir larva mücadelesi için biyolojik larvasit kullanımı esastır.

Bugün sivrisinek mücadelesinde kullanılan 2 temel bakteri türü vardır. Bacillus thuringiensis israelensis (BTI) ve Bacillus sphericus (BS).

Bu bakteriler farklı uygulama ortamları için yüksek etki gösterebilmesi için katı ve sıvı formları piyasada bulunmaktadır.

Son teknoloji ile üretilen yüksek etkinliğe sahip 4 biyolojik larvasit aşağıda listelenmiştir.

Sivrisinek Biyolojik Mücadelesi

Sivrisinek larva kontrolünde FlyTech BTI, FlyBuster WG, EcoBac WG gibi biyolojik ürünler kullanılmaktadır. Biyolojik larvasitler Bacillus thuringiensis israelensis ve Bacillus sphericus bakteri toksinlerinin farklı formülasyonlarını içerir. Farklı ortam şartlarına göre farklı Formülasyon şekilleri kullanılır. Bu sayede ortam şartlarına göre avantaj sağlanır.

Sivrisinekler, tam başkalaşım geçirir. Holometabol canlılardır. Yumurtlayarak çoğalırlar. Yumurtadan çıkan tırtıl benzeri larvalar ergin formalarına benzemez. Erişkin hale gelebilmek için kelebeklerde olduğu gibi süratle beslenip büyümek ve pupa haline gelip başkalaşım geçirmek zorundadırlar. Tüm bu yumurtlama, larva ve pupa dönemleri suyun içinde gerçekleşir. Yaşam döngülerinin tamamlamak için sucul ortama ihtiyaçları vardır.

Sivrisinek mücadelesinde en etkin yöntem larva mücadelesidir. Sivrisinekleri, yaşamları için zorunlu oldukları sucul habitatlarda kıstırıp kontrol altına almak en etkin mücadele yöntemidir. Su kaynaklarındaki etkin mücadele sayesinde ancak kontrol altına alınabilir. Ortamda sivrisinek varsa, yakınlarda kontrol edilmemiş ve önlem alınmamış bir su kaynağı olduğunu gösterir.

Sivrisinekler pupa evresinden sonra ergin olup karada uçmaya başladıklarında artık çok geç kalınmış demektir. Artık avantaj sivrisineklere geçmiştir. Milyarlarca ton metreküplük açık alanda, sınırlı bir oranda ani etkili sentetik kimyasal uygulaması sivrisineklere kızıp tüm doğayı ateşe vermeye benzer.

Sivrisinekler ve diğer tüm böcekler hassas reseptörlere sahip hareketli canlılardır. Ortamdaki olumsuz değişiklikleri fark ederek hızlıca ortamdan uzaklaşırlar (davranışsal direnç). Yapılan ULV uygulamalarının içerisinde kalan hızlı hareket edemeyen faydalı böcekler ölür. ULV uygulamaları çok düşük hacimli uygulamalardır. Esintiyle bile çok uzak mesafelere gidebilmektedir. Dağılan sentetik kimyasal pestisitler farklı bölgelerdeki faydalı böcekleri de öldürmektedir.

Aesed kaplan sivrisineği kan emme

ULV yöntemi ile uygulanan kimyasallar bir süre sonra bitkilerin, araçların, insanların üzerine çöker. Daha sonra çöken kimyasal kalıntılar nedeniyle tozlaşma için çiçeklere konan arılar ve diğer faydalı böcekler de zehirlenir. Araçların boyalarınca lekelenmeler oluşur. İnsanlarda alerjik reaksiyonlar ve uzun vadede kansere kadar götürebilen kimyasal değişimlere zemin oluşturur.

Doğadaki başarısı kesin olmayan ve faydasından çok zararı olan ULV uygulamaları yerine kontrol edilmesi, uygulanması ölçümlenmesi mümkün olan larva kontrol programlarına ağırlık verilmesi gerekir. Bu süreçte de sucul habitattaki diğer canlılara zarar verilmemesi için biyolojik mücadele programları etkin şekilde uygulanmalıdır.

Sivrisinek Mücadele Zamanı

Sivrisineklerle mücadele programı 7 gün 24 saat, 4 mevsim ve 52 hafta 365 gün hız kesmeden devam ettirilmesi gerekir. Sivrisinek larva mücadelesi bölgesel ve iklimsel şartlara bağlı olarak mart ayı sonu gibi başlatılabilir. Etkin mücadele programına başlamak için su sıcaklığının 12-15 derecenin üzerine çıkması yeterlidir.

Sivrisinek larva mücadelesi de yine su sıcaklığının 12 derecenin altına düşmeye başladığı zamanlara kadar devam ettirilebilir. Özellikle büyük su kütlelerinin soğuması daha geç olacaktır. Bazı bölgelerde su sıcaklıkları üremeye elverişli olabilir. Ancak hava şartları ergin sivrisinekler için uygun olmayabilir. Bu nedenle larva mücadelesi bölgesel analizlere göre planlanır.

Sivrisinekler ekstrem su şartları hariç tüm su kaynaklarında yaşam döngüsünü devam ettirir. Bu su kaynakları aklınıza gelen her türlü su birikintisini kapsamaktadır. Gece içmek için başucunuza koyduğunuz sudan şehrin içinde arka mahalleden geçen dereye, bahçe sulamak için biriktirdiğiniz sudan apartmanın foseptik çukuruna kadar her türlü su birikintisi sivrisinekler larvaları için yaşama alanıdır.

Yaz aylarında uçup insanları sokmasına alışık olduğumuz sivrisinek kışın daha korunaklı alanlara çekilirler. Şehir kanalizasyon sistemleri sivrisinek larvalarının öncelikli yaşam alanıdır. Kışın soğuklarında dahi kanalizasyonlar donmaz. Sivrisinekler ise 12 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda yavaş da olsa larval gelişimlerini devam ettirebilirler. Bu nedenle her mevsim, kanalizasyon sistemleri ile sınırlı olmak üzere sıcak sisleme uygulamaları devam ettirilmesi gerekir.

Bazı yerel yönetimlerde kanalizasyonlarda yapılan sıcak sisleme faaliyetleri yaz aylarında durdurulmaktadır. Oysa sivrisinekler için rahatsız edilmedikleri sıcaklık ve organik materyalin en bol olduğu yerdir. Bu nedenle tüm yerel yönetimler kanalizasyon sıcak sisleme uygulamalarını 4 mevsim olacak şekilde planlamalılardır.

Sivrisinek Larvasit Çeşitleri

Sivrisinek mücadelesinin en etkin yöntemi larva mücadelesidir.

Larva mücadelesinin tek sürdürülebilir yöntemi ise biyolojik larvasit kullanımıdır.

Özetle sürdürülebilir larva mücadelesi için biyolojik larvasit kullanımı esastır.

Bugün yaygın olarak kullanılan 4 tip larvasit çeşidi bulunmaktadır.

  1. Biyolojik larvasitler
  2. Juvenil hormon analogları
  3. Genel sinir sistemi etkili toksinler
  4. Kitin sentezi inhibitörleri

Biyolojik Larvasitler

Sindirim sistemi etkili seçici bakteriyel larvasitlerdir. Flytech BTI, FlyBuster Wg, Flytech BS ve EcoBac WG bu sınıfa girer.

Bacillus bakterileri tarafından üretilen toksinlerdir. Bacillus bakterilerinin farklı türleri farklı yapıda endotoksinler üretir. Bu toksinler yalnızca alkali ortamda etkin olurlar. Etkin olan toksinler ise yalnızca belli proteinlere bağlanarak toksik etki gösterebilirler. Bu konu bacillusların özellikleri başlığında daha detaylı anlatılmıştır.

Sivrisinek larvalarına karşı Bacillus thuringiensis israelensis ve Bacillus sphericus bakterilerinin üretmiş olduğu toksinler Clucidea ailesindeki sivrisineklerin midelerinde aktif olabilmektedir. Aktif olan proteinler sivrisinek barsaklarında bulunan epitel hücrelerindeki özel protein moleküllerine bağlanır. Bu özel reseptörlere bağlanan toksinler barsak epitel hücrelerini parçalar. Epitel hücreleri parçalanınca barsak içeriği vücut sıvılarına karışır ve sepsis denen zehirlenme olayı gerçekleşir. Aynı zamanda epitel hücreleri parçalanmış olduğu için barsaklardan emilim de gerçekleşmek. Larvalar sepsis ve açlık nedeniyle 3 saat ile 3 gün arasında ölür. Bu süresi sivrisinek türüne, larvanın hangi gelişim aşamasında olduğuna ve maruz kaldığı toksin miktarına göre değişiklik gösterir.

Bacillus bakterilerinin üretmiş olduğu proteinler yalnızca sivrisinekleri (Clucidea familyası) etkileyebilir. Suda yaşayan diğer canlılar üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu nedenle sucul habitatlarda kullanılması gereken tek larvasit Bacillus içerikli larvasitler olmalıdır.

FlyBuster WG ve diğer ürün uygulama dozları karşılaştırması
Flytech BTI sivrisinek biyolojik mücadele

Biyolojik Larvasit Üretim Teknolojileri

Bacillus grubundan Bacillus thuringiensis israelensis ve Bacillus sphericus Sağlık Bakanlığı ve WHO tarafından onaylanmış biyolojik larvsit bakterileridir. Bu bakterilere ait endotoksinler asıl larva öldürücü etkiyi yapmaktadır.

Ürün içeriğindeki endosporlar ise ortamda yeniden çimlenerek sivrisinek larvaları ile mücadele eden toksinleri üretmeye devam eder.

Bu nedenle bacillus bakterilerinin üretimde kullanılan teknolojisi biyolojik larvasitlerin etkinlik ve kalıcılık sürelerinde önemli rol oynar.

Biodali firması üretmiş olduğu biyolojik larvasitlerde etkinliği ve kalıcılığı uzatacak teknolojilerle üretim yapmaktadır. Yatırım yaptığı temel teknolojiler aşağıda listelenmiştir.

Biodalia firmasının üretmiş olduğu bu teknoloji sayesinde 2014 yılından bu yana uygulama dozları ve kalıcılıklar nezdinde ürünü kullanan kurumlarda %37-%50 oranında kamu tasarrufu sağlamıştır.

Juvenil Hormon Analogları:

Gençlik hormonları olarak da isimlendirilmektedir. Böceklerin gelişimini düzenleyen ilgili hormonları düzenler. Yumurtadan çıkışları ya da larvaların büyüyüp gömlek değişim süreçlerini bozar. Larvaların erişkin forma dönüşmelerini engeller. Larva Ergin böcekler için nadiren etki gösterir. Diğer sentetik kimyasal larvasitler gibi genel etki spekturumuna sahiptir. Yani sucul ortamdaki diğer canlıların da gelişimleri üzerinde etki gösterir. Yine çeşitli çalışmalarda memelilerde hormon dengesini bozduğuna dair çalışmalar bulunmaktadır. Bu neden EPA tarafından endokrin bozucu potansiyele sahip olduğu belirtilmektedir. Belirgin etkisi tespit edilemese de endokrin sistemi bozukluğuna sahip kişilerin bu bileşiklerden uzak durması önemlidir. Mümkün olduğunda sınırlı alanlarda kontrollü olarak kullanılması sağlık açısından önemlidir.

Sinir Sistemi Etkili Toksinler:

Bu larvasitler de bakterilerden elde edilmesine karşın nörotoksindirler. Yanı biyolojik kökenli olmakla birlikte etki mekanizması gereği etki ettiği tüm canlılar üzerinde toksik etki bırakırlar. Bu Larvasitlerin en bilinen molekülü spinosad aktif maddesidir.

Saccharopolyspora spinosa bakterisi Spinosin A ve Spinosin B toksinlerini üretiir. Bu toksin nikotinik reseptörler aracılığı ile etki eder. Etki mekanizması sentetik piretroitlere benzer. Canlıyı felce uğratıp öldürür.

Bu nedenle 2014 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı eğitim notlarında nörotoksin olarak sınıflandırılmaktadır.

Geniş etki spekturumuna sahiptir. Nikotinik reseptörler tüm canlılarda ortak olarak bulunmaktadır. Bu nedenle spinosad aktif maddesi nikotinik reseptörü bulunan tüm canlılar için zehirli etki gösterir. Sucul ortamdaki hedef dışı canlıları da etkilemektedir.

Sucul habitatta, besin zincirindeki en önemli besin olan su pirelerinin gelişimini olumsuz yönde etkilediğine dair birçok yayın bulunmaktadır.

Spinosad, biyolojik mücadelenin yapılamadığı sanayi artıkları, çok yoğun organik yüke sahip su kaynakları, kontrol edilmesi güç depolama havuzları gibi ekstrem su kaynaklarında sınırlı olarak kullanılması çevre ve insan sağlığı açısından önemlidir.

Kitin Sentez İnhibitörleri

Tüm böceklerde dış iskelet bulunur. Dış iskeleti oluşturan temel yapı kitin proteinleridir. Canlılar vücut bütünlüğünü korumak için kitin proteini sentezleyerek dış iskeletini ve vücut yapılarını desteklerler. Eğer ortamda kitin sentezini bozacak ajanlar eklenirse canlı artık kitin sentezleyemez ve dış iskeleti zayıflar. En yaygın kitin sentezi inhibitörleri diflubenzuron ve triflumurondur. Ancak bu iki molekül de sudaki diğer böceklerin gelişiminde ve balık pullarında sorunlara neden oldukları için sivrisinek larva kontrolünde kullanımı yasaklanmıştır.

Sivrisinekler ürüme için zorunlu kan emici vektör canlılardır. Tarih boyunca bir çok salgın hastalığa neden olarak binlerce kişinin ölümüne yol açmıştır. Günümüzde de Sıtma, ZİKA, Batı Nil virüsü başta olmak üzere bir çok hastalığı bulaştırdığı için zorunlu mücadele yapılması gereken bir türdür.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Sivrisinek biyolojik mücadelesinde doğa ile uyumlu Bacillus bakterileri sentetik kimyasallar kadar etkin mücadele imkanı sunduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.